Kanser sadece bir mutasyon problemi değil. Bir sistem entegrasyonu problemidir.
- Prof Dr Ulus Ali Şanlı
- 3 gün önce
- 1 dakikada okunur
Bugün Nature dergisinde yayınlanan bir çalışma, akciğer tümörlerinin aktif olarak duyusal nöronları topladığını, sonra onları ele geçirdiğini ve ardından tümör bölgesindeki bağışıklık hücrelerini baskılayan bir sinyal göndermek için kullandığını gösteriyor.
Vücut-beyin iletişimi, doku homeostazının temel bir düzenleyicisi olarak ortaya çıkmıştır. Solid tümörler, periferik sinir sisteminin farklı dalları tarafından innerve edilir ve artmış tümör innervasyonu, kötü kanser sonuçlarıyla ilişkilidir. Bununla birlikte, beynin periferik organlardaki tümörleri nasıl algıladığı ve bunlara nasıl yanıt verdiği ve tümör-beyin iletişiminin kanser bağışıklığını nasıl etkilediği hala belirsizdir. Burada, bağışıklık baskılayıcı bir tümör mikroortamı oluşturarak onkogenezi destekleyen bir tümör-beyin ekseni tanımlıyoruz. Genetik olarak tasarlanmış fare modellerini sinir izleme, doku görüntüleme ve tek hücreli transkriptomiklerle birleştirerek, akciğer adenokarsinomunun, iç organları beyne bağlayan önemli bir interoseptif sistem olan vagal duyu nöronlarının innervasyonunu ve fonksiyonel katılımını indüklediğini gösteriyoruz. Mekanistik olarak, Npy2r eksprese eden vagal duyu sinirleri, akciğer tümörlerinden beyin sapı çekirdeklerine sinyaller ileterek tümör mikroortamında artmış sempatik efferent aktiviteyi tetikler. Bu da, alveoler makrofajlarda β2 adrenerjik sinyalizasyon yoluyla tümör karşıtı bağışıklığı baskılar. Genetik, farmakolojik veya kemogenetik yaklaşımlarla bu duyusal-sempatik yolun bozulması, kansere karşı bağışıklık tepkilerini artırarak akciğer tümörü büyümesini önemli ölçüde engelledi. Toplu olarak, bu sonuçlar, kanser karşıtı bağışıklığı işbirliği içinde düzenleyen vagal duyusal girdi ve sempatik çıktıyı içeren çift yönlü bir tümör-beyin iletişimini ortaya koymaktadır; bu tümör-beyin devresini hedeflemek, iç organ kanserleri için yeni tedaviler sağlayabilir.


Yorumlar